"Ağzı var dili yok'ların Hakları - Doğan Hızlan - Hürriyet Gazetesi

Gerçekten de bizim dostluğumuzu beklerler. Açlık, hastalık, barınma gibi dertleri veya herhangi bir ihtiyaçları olduğunda farklı davranışlarla bize anlatırlar dertlerini. Biraz “insan” olanın onlara ilgi göstermesi gerekir. Zira şu meşhur “empati” kavramını, “başkalarının” hayatları ve hakları gibi meseleleri ancak gerçek bir hayvansever olduğumuzda anlayabiliriz. Peki onların hakları nelerdir? Ve biz bunlardan ne kadar haberdarız?

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat’ın “99 Soruda Hayvan Hakları”(1) kitabı, yalnız hayvanseverlerin, hayvan besleyenlerin değil herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir insanlık kitabı. Bekir Coşkun, Önsöz’ünde yazarını, yaptıklarını anlatıyor. Şenpolat kitaba şu sözlerle başlıyor: “Bu kitabı sayfalarını karıştırarak, meselesine ilgi duyarak aldıysanız, hayvan hakları mücadelesinde bizimle birlikte kısa zamanda büyük adımlar atmaya gönüllü olduğunuzu varsayıyorum.” Önsözde bu alanda yapılan çalışmalar, devlet katına kadar ulaşan girişimler aktarılıyor.

Birinci sorunun başında Jack London’ın bir sözü var: “Köpeğe verilen kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik siz de köpek kadar açken paylaşılan kemiktir”. Meseleyi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor aslında bu söz... Hayvan besleyenlerin bile kafalarında birçok soru vardır. Sözünü ettiğim kitap tüm bu soruların ve daha fazlasının yanıtını veriyor. Bazı sorular şöyle: “Hayvan”ın hakkı olur mu?, Neden hayvanların hakkı?, Hayvansever=İnsansevmez midir?, Hayvan sevgisini aşılamak ve eğitimde hayvan sevgisini çocukluk yaşlarından itibaren önemsemek insanların hayvanlara uyguladığı şiddetin azalmasını, yok olmasını sağlar mı?, Gelişmiş ülkelerde hayvan haklarına bakış açısı nedir?, Hayvan haklarına saygı ile ülkelerin gelişmişliği arasında doğru orantı yok mudur?, Evde hayvan beslemeyle ilgili yasal düzenleme var mı?.. Şenpolat’ın kitabını okuduktan sonra daha bilinçli bir hayvan dostu, sahibi olacaksınız.

AZİZ HOCAM İSMET SUNGURBEY’İN KİTABI

ŞENPOLAT’ın kitabını okuduğumda tanınmış, değerli, büyük hukukçulardan hocam Prof. Dr. İsmet Sungurbey’in (1928-2006) hazırladığı “Hayvan Hakları” kitabını anmak istedim. Zira, konuyla ilgili olarak bugüne kadar yazılmış en iyi, en kapsamlı kitaplardan biri olarak kabul edilir. Hoca, hayvan haklarının teorik olarak hazırlayıcılarından olduğu kadar, kendisi de ünlü bir hayvanseverdi. İsmet Sungurbey, 3 Mayıs 1998’de Hürriyet Pazar’da yayımlanan röportajında, her sabah saat 05.00’te kalkıp surların dışından yola koyulduğunu söylemişti: “Akşamdan arabamın bagajına balık, ciğer, köpekler için kemik ve yavrular için süt ve taze kaşarpeyniri dolduruyorum. Oturduğum Yedikule’den itibaren Aksaray’a kadar, oradan da Süleymaniye’de, üniversite çevresinde yaklaşık 30 yerde 500 kedi ve köpeğe bakıyorum. Sabah postasını bitirdikten sonra akşam postasında beni bekleyenleri yine doyuruyorum. 20 yıldır böyle devam ediyor. Ve bütün gelirimi bunlara harcıyorum.”

ÜZÜM’ÜN POZLARI

BU kadar hayvan haklarından söz etmişken, son yılların “sosyal medya”da en ünlü hayvanlarından birinin maceralarını aktaran kitaptan da söz etmeliyim. Yaşar M. Taşkale, ‘Üzüm ve diğer Şeyler’(2) kitabında her şeyin nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Bir kedi sebepsiz yere yüzümüze bakarken içinden geçirdiği bir şey var mı? Yahut onlara gayriihtiyari bir şeyler söylememiz, aslında ruhsal bir ihtiyacımızı mı karşılıyor? Buna benzer soruların elbette bilimsel bir cevabı olmalı. Ancak sanırım ben bu cevapları bir kenara bırakıp kedilerin de bizler gibi düşündüğüne ve konuştuğuna inanmayı tercih edenlerdenim.” Daha önce internette yayımlanan fotoğrafları bu kez kitapta bir araya getirmiş Taşkale.

Kaynakça: www.hurriyet.com.tr